Türker ERTÜRK

Türker ERTÜRK


Biz Kazanacağız, Çünkü Akıl Bizdedir!

18 Mayıs 2020 - 21:25

< Samsun; Milli Mücadelemizin başladığı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından başlatıldığı yer. Bu güzel ve kutlu şehri Milli Mücadelemizin 101’inci yılını idrak ederken, saygıyla selamlıyorum.
 
19 Mayıs; esasında onurlu, hür ve bağımsız bir şekilde yaşama hakkı elinden alınan bir milletin örgütlü bir mücadeleye başlamasının adıydı. Anadolu’nun birçok yerinde, işgale ve yok oluşa itiraz eden çoban ateşleri yakılmıştı. Eğer bunlar örgütlenemez ve bir çatı altında birleştirilemeseydi; kısa zaman içinde emperyalistler tarafından söndürülecekti. İşte 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa’nın niyeti; bu çoban ateşlerini harlamak, yenilerini yakmak ve birleştirmekti.
 
Vahdettin Su Katılmamış Haindi
 
Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a Padişah Vahdettin ve İngilizlerin onayı ile gitti. Görevi ise işgale karşı direnişi kırmak ve çoban ateşlerini söndürmekti. Ama onun kafasında tam aksini yapmak vardı! İngilizler, Mustafa Kemal Paşa’nın gerçek niyetini anlayınca geri çağrılmasını istediler. Arkasından idam fermanı bile geldi! “Mustafa Kemal vatanı kurtarmak için Vahdettin tarafından Anadolu’ya gönderildi” iddiası; Cumhuriyet ve Aydınlanma Devrimleri ile travmalı hale gelen ve sağlıklı düşünme yetisini kaybeden bir zihniyetin cahilce, şerefsizce ve ahlaksızca söylemiş olduğu bir yalandır.
 
Vahdettin, su katılmamış bir haindi ve İngilizlerin merhametine sığınmıştı. Vahdettin öyle bir İngilizcidir ki; İzmir’i İngilizlerin işgal edeceklerini sanarak, Nisan 1919’da bir Heyeti Nasiha (Nasihat Heyeti) oluşturup Ege Bölgesine göndermiş, bu heyetle halkı işgale hazırlamış, dahası İzmir’de direnişi örgütleyen Nurettin Paşa’yı görevden alıp İngilizci İzzet Paşa’yı İzmir’e atamıştır. Vahdettin’in tek derdi vardır; saltanatını kurtarmak.
Gözüm Sakarya’da, Kulağım İnebolu’da!
Milli Mücadelemiz, Samsun’dan başladı. Çünkü; Anadolu’nun düşman tehdidi açısından nispeten tek emniyetli cephesi burasıydı. 1917’de Bolşevik Devrimi olmuş, Çarlık Rusya’sı yıkılmış, Sovyetler Birliği kurulmuş ve artık kuzey komşumuz emperyalist şer cephesinden ayrılmıştı. Eğer Çanakkale geçilseydi, belki de tarih başka türlü tecelli edecekti.
 
Kurtuluş Savaşı sırasında Sovyetler Birliği’nden silah ve cephane başta olmak üzere lojistik yardımlar aldık. Karadeniz’in kuzey limanlarından güneye 300 bin ton silah ve malzeme taşındı. Türk Denizcileri ve Karadeniz insanı olmasaydı, Kurtuluş Savaşı kazanılamazdı. Atatürk “Gözüm Sakarya’da, kulağım İnebolu’da” derken; bu gerçeğin altını çiziyordu.
 
Haklı Kavganın Arkasında Mustafa Kemal Vardı
 
Karadeniz insanının Milli Mücadelede verdiği destek şöyle şiirleştirilmiş:
 
İlyas, Temel, Süreyya, Hatçe, Ümmü, Gülizar
Bir yastığa baş koyup bir tetiğe basarlar
Kavganın haklı olanı erkek dişi bilmiyor
Bütün halk birlik olmazsa kavga haklı olmuyor.
 
Bu birliğin arkasında, Mustafa Kemal vardı.
 
Atatürk, Samsun’dan sonra Amasya’dadır ve 22 Haziran’da yayınlanan genelgede “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” ortak açıklaması yapılmıştır. Buradan da açıkça bellidir ki Mustafa Kemal, mücadeleyi halka dayanarak yapacaktır. Önce Erzurum, sonra Sivas kongrelerini toplar ve 27 Aralık’ta Milli Mücadelenin merkezi yapmayı planladığı Ankara’ya gelir. 23 Nisan 1920’de, yani Samsun’a ayak basışının 11’inci ayında ise TBMM’yi açar.
 
Osmanlı Gelişimi Iskalamıştı
 
Atatürk, başından beri mücadelesini halka dayandırdı ve TBMM’yi Milli Mücadelenin ve Cumhuriyetin temel taşı yaptı. Çünkü Atatürk; aydınlanmacıydı, çağdaştı, Osmanlı’nın niçin hasta adam olduğunun, parçalandığının, yıkıldığının teşhisini doğru yapmıştı.
 
Osmanlı, hemen yanı başında bulunan Avrupa’daki gelişimin ve değişimin dışında kaldığı için hasta adam oldu, geri kaldı ve parçalandı.  Rönesans, reform, aydınlanma ve sanayi devriminin yaşandığı, monarşilerin, yani tek adam yönetimlerinin yıkılarak halkın temsilcilerinin bulunduğu parlamentoların en üst kurum olduğu özellikle 18’inci yüzyıldan sonra gerçekleşen akılcı ve bilimsel düşünce sistemine geçilen dönemi Osmanlı ıskalamıştı.
 
Alınması Gereken Kafa Yapısı İdi!
 
Osmanlı geri kaldığını fark etti, ama teşhisi doğru yapamadı. Gelişmişlik farkını yaratan kafayı değil, o kafanın ürünlerini alarak onlara yetişeceğini sandı. Alınması gereken ise kafa yapısı idi. Atatürk’te bu farkındalık vardı. Bu nedenle başından itibaren ortak aklı öne çıkarmaya ve mücadeleyi halka dayandırmaya çalıştı.
 
Türkiye, Milli Mücadelemizin 101’inci yılını idrak ederken ekonomik iflas ve beka sorunu başta olmak üzere birçok alanda çok zor günler yaşıyor. Nedeni ise bir asır önce çıkılan çağdaşlaşma ve aydınlanma yolundan ve rotasından sapmamızdır. Bu sapmada başat sorumluluk; çağdışı kafaya ve geçmişin aklına sahip olan iktidardadır.
 
Atatürk’e Borçluyuz!
 
Yozgat’tan dönen Ethem ve ordusu Ankara’da gerek halk, gerekse Meclis tarafından büyük bir sevinç ile karşılanır. İsmet Paşa, Ethem’in Ankara’ya dönüşünü şöyle anlatır:
 
“Ethem Bey’in kuvvetleri Yozgat’tan Ankara’ya geldikten sonra, Ankara çarşısında ve Ankara’nın etrafında büyük panayırlar kuruldu. Yozgat’tan sürdükleri koyunları halkın gözü önünde satmaya başladılar. Olup bitenleri hüzünle seyrediyor, fakat bir şey yapamıyorduk. Atatürk’le beraber bir müfrezesini teftiş ettik ve muvaffakiyetlerini selamladık. Oradan ayrılırken Atatürk’e sordum: ‘Her biri pürsilah, tepeden tırnağa silahlı. Bunun kendilerine verdiği güven ve büyüklük duygusu ile herkese tepeden bakıyorlar. Bugün memlekete hakim olan kimdir? Bunlar mı, biz miyiz?’ Beraber yürüyorduk, Atatürk biraz durdu, düşündü ve şu cevabı verdi: ‘Biziz, akıl bizdedir’ ’’. Bugün de biziz, çünkü akıl bizdedir.
 
Newton; “Daha ileriyi görebildiysem; bunu omuzlarından baktığım devlere borçluyum. Bu devlerden biri Galileo, diğeri ise Kepler” demiş. Bugün biz de ileriyi görebiliyorsak ve ülkemiz her şeye rağmen çağdaş uygarlık yolunda ciddi bir mesafe kat edebildiyse; bunu omuzlarından baktığımız Türk Dünyasına, mazlum milletlerin ve İslam dünyasının en büyük devi Atatürk’e borçluyuz.
 
Bu duygu ve düşüncelerle 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızı kutlarım.

YORUMLAR

  • 0 Yorum