Türker ERTÜRK

Türker ERTÜRK


NEDİR BU ADAM-DER?

02 Eylül 2020 - 15:42

12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri döneminde, solcu oldukları gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılmış askerlerin kurduğu bir dernektir ADAM-DER. Açılımı ise “Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği”.

ADAM-DER, amaçlarını tüzüğünde “Diktatörlüğe, darbelere ve militarizme karşı demokrasiyi ve insan haklarını savunmak, insanlık suçlarının önlenmesi ve faillerinin yargılanması için çaba göstermek, haksız idari kararlarla resen emekliye sevk edilen kamu personelinin ve okullarıyla ilişiği kesilen öğrencilerin haklarını elde etmek, demokratik kamusal bilince katkıda bulunmak için mücadele etmek” olarak tanımlamaktadır.

15 Temmuz Darbe Girişimi Aydınlanmalı
Geçmişte ülkemiz defalarca askeri darbelere maruz kaldı. Günümüzde ise geçmişteki askeri darbelere dahi rahmet okutacak şekilde sürdürülen bir sivil darbe süreci yaşanmaktadır. Kamuoyu önünde herkes darbelerin her türlüsüne karşı olduğu söylemektedir ama bu karşıtlık, söylemden öte bir anlam taşımamaktadır. Darbelerle, hem de her türlüsü ile topyekûn hesaplaşılmadıkça ve çok yakın geçmişte yaşadığımız 15 Temmuz Darbe Girişimi aydınlatılmadıkça ülkemizde demokrasinin inşası mümkün olmayacaktır.
Darbelerle yüzleşme ve hesaplaşma vesilesi olabilecek girişimler ve adımlar, ne yazık ki güncel siyasi ve kişisel çıkarlar uğruna heba edilmektedir. Son olarak, 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra Adnan Menderes ve arkadaşlarını idam cezasına çarptıran özel mahkeme kararlarını hükümsüz hale getiren ve bu kararlardan doğan zararların tazmin edilmesini öngören 7248 sayılı yasa 1 Temmuz 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

27 Mayıs’la Sınırlı Kalmamalıydı
Hâlbuki bu yasa gündeme geldiğinde ve TBMM’de görüşülürken, 27 Mayıs Darbesiyle sınırlı kalınmamalı, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri de kapsanmalı, bu bağlamda sıkıyönetim mahkemeleri kararlarını hükümsüz hale getirecek yasal düzenlemeler yapılmalıydı. Bu kısıtlı yasa bile iktidarın samimi olarak darbelerin her türlüsüne karşı olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Gerçekten demokratik bir hukuk devleti olmak istiyorsak; darbelerle hesaplaşma, sonuçlarını yok sayma ve zarara uğrayanların hak kayıplarını tazmin etme hususu 27 Mayıs Darbesiyle sınırlı tutulmamalıdır.

Sizi Buraya Tıkan Kuvvet Böyle İstiyor!
Darbe dönemlerinin en bariz uygulamalarından biri de temel insan hak ve özgürlüklerinin askıya alınması, darbenin hedefindeki kişi ve kuruluşların doğal yargıç ilkesinden ve hâkim güvencesinden yoksun olarak oluşturulan mahkemelerde yargılanmalarıdır. Hâlbuki bağımsız mahkemelerde adil yargılanma hakkı hukuk devletinin en temel ön koşuludur.

12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin sıkıyönetim askeri mahkemeleri de bağımsız değillerdi. Çünkü tıpkı Yassıada mahkemeleri gibi, yargıladıkları eylemlerden sonra kurulmuşlar ve kuruluş tarihinden önceki eylemlerin sanıklarını yargılamışlardı. Yassıada mahkemesinin başkanı, sanıkların itirazlarına Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor! diye karşılık vererek, bağımsız bir mahkeme olmadığını itiraf etmişti. Sıkıyönetim mahkemeleri de bağımsız değillerdi. Sıkıyönetim komutanının istediği yönde karar vermeyen mahkeme üyeleri başka görevlere atanmışlar, hatta mahkemenin toptan kapatılması yoluna bile gidilmiştir.

Darbeler Arasında Ayrım Yapılmamalı
Sonuç olarak; 27 Mayıs Darbesi gibi 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri de çok derin hasar ve mağduriyetlere yol açtı. Darbeler ve mağdurlar arasında yapılan ayrımcılık da darbenin bizatihi kendisi kadar tehlikelidir. Darbeler ile eşit ve adil bir biçimde yüzleşebilirsek, geleceğe umutla bakabiliriz. Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olma yolunda ilerlemesi isteniyorsa, 27 Mayıs Darbesi yargılamalarını hükümsüz hale getiren TBMM’nin, 12 Mart ve 12 Eylül darbe mahkemelerinin hükümlerini de yok hükmünde sayması gerekmektedir.

Darbelerle ayrımsız hesaplaşmak; demokrasi ve hukuk adına TBMM’ye düşen tarihsel bir görevdir! TBMM, 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri sonrasında kurulan sıkıyönetim mahkemelerinin kararlarını hükümsüz hale getirecek bir yasa önerisini ivedilikle gündemine almalı, darbe dönemlerinde darbecilerin keyfi idari kararlarıyla görevlerine son verilen kamu görevlilerinin mağduriyetini gidermeli ve kamu vicdanını rahatlatmalıdır.

Bu yazı 669 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum