Yakup KAMER

Yakup KAMER

''LAFIN ÖTESİ"

SURİYE POLİTİKASI

03 Haziran 2017 - 16:45

Suriye’deki iç savaş sanki bir işaret fişeği atılmış gibi birdenbire başlamıştı. Oysa dünyanın her yerinde münferit gibi gözüken olaylar yavaş yavaş yukarı çıkan bir grafik izler. Oysa bizim gördüğümüz, ani büyük katılımlı birden bire her yanı saran bir isyana dönüşmüştü.

O kadar organize idi ki Baas rejiminin nasıl uyutulduğu altının kazıldığı bal gibi ortada idi. Türkiye ile olan dostluk ve müttefiklik meğer ABD güdümlü Suriye Müslüman Kardeşlerinin bir ölüm kalım savaşına hazırlanması için bir bahaneymiş. Eğer bizde ki iktidarda sınırları bile iki taraflı olarak kaldıracak kadar, vizesiz zırt pırt gidip geldiğimiz bir dostluğu bilmeden düşmanlık tohumlarının ekileceği bir mecraya dönüştürmüşse, Ukrayna’nın da kulaklarını çekmekte fayda var derim. Galiba maymuncuğa dönüştürülen ülke biz olmuşuz...

 

Suriye’de ki iç savaşın görünmeyen taşlarını eğer bilmeden döşediysek, dış politikamızda öngörüsüzlüklerin Büyük Kürdistan Macerasına prim verdiğini görebiliyorsak, bizi hatalarımızdan döndürmeye alıkoyan nedir?  Bölgede ki statükonun değişmesinin bize büyük Kürdistan olarak döneceğini bilmiyor muyduk? Bugün bölgede en fazla Kürt etnisitesini barındıran ülke biziz. Ne İran’da , ne Irak’ta, ne de Suriye’de bizdeki kadar tehdit yok. Ancak bunlar bu ülkelere kabul ettirilirse asıl güneşin karşısında eriyen tam bir buz dağı gibi olacak olan bizim ülkemizdir...

 

Hala bu meselenin altından nasıl kalkacağımızı bilemiyoruz. Sonunda bütün fatura bize çıkacak gibi. Bölgedeki büyük güç İran ile ve diğer ülkeler ile ilişkilerimiz bozuldukça, statükoyu anlamsızca değiştirmeye çalıştıkça kaybeden biz olacağız...

 

Üst kimliğimiz Müslümanlıktır, palavralarıyla ayrılıkçı Kürtlerin hakkından gelemezsiniz. İran’a Irak merkezi hükümetine ve Suriye’ye düşman politikalarla bu meselenin altından kalkamazsınız. Tek çare bölgede ki Rus menfaatleri de gözetilerek bu ülkelerle iş birliğidir.  Fakat Türkiye’de siyasi iktidar kendi rejim tutkularına o kadar esir olmuş ki, bölgeyi de kendini de ülkeyi de yakıp yıkmaya benden sonrası tufan demeye devam ediyor.  Bu söylem ve niyetler bizi zaman içinde meşruiyet dışına itecek. AKP bunu göremiyor. Derhal siyasal zihniyetinden vaz geçmesi ve hatalarını düzeltmesi gerekiyor...

 

Aslında bir bakıma bu dediklerimizi ağır ağır yapıyor. Ama yine de yetmez. Ülkenin günleri sayılı. Daha hızlı bir dönüşüm yapılmalı. Zaten AKP seçmeni bu dönüşlere çoktan hazır. Zararın neresinden dönülse kardır...

 

Suriye politikalarından vaz geçildi. ABD uzantılı yapılanmalara savaş açıldı. Ruslarla ilişkiye geçildi. İç politikada da yumuşama emareleri var. Sadece iktidarın ekonomik çıkmazlar yüzünden gördüğü korkulu rüyalar var. Ve bunların etkisiyle sıcak paraya kavuşacağı körfez ülkelerinin aldatmacalarına kanmaması lazım. Onlardan bir halt olmaz.  Zaten AKP neden korkuyor ki, elini ondan başka taşın altına sokacak cahil cesareti kimde var? Şöyle bir etrafına baksın. Hiç iktidara gelmek gibi bir çabası olan siyasi niyet var mı?..

 

AKP’nin ilk yıllarında ki gibi yeni bir başlangıç görüyoruz. Umarız yanılmayız. Yoksa zorladıkça zorlanırlar. Ulusal bir mutabakat sağlanmadan kurtuluş reçetesi yok. Sonunda ava gidenlerin aslında avın biz olduğunu anlaması çok da uzun sürmez. Türkiye ortadan kalkarsa AKP’de kalkar. Belki küllerinden yine bir şeyler çıkar ortaya, ama sebep olanlar kesinlikle orada olamaz...

 

Birde dünyanın hiç bir ülkesinde beş milyon mülteci olmaz. Varsa orada bir sorun var demektir. HDP’ye oy veren on milyonla uğraşamıyorsunuz, bu beş milyonu da kabak gibi kuyruğumuza bağlamayalım...

Yakup KAMER

3-6-2017 / İstanbul

Bu yazı 701 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum